Çarşamba , Ağustos 16 2017
Ana Sayfa / Tenis Magazin / Radwanska: Bir Vuruş Yapmak

Radwanska: Bir Vuruş Yapmak

Bir tenis yıldızı olmak birçok Polonyalı çocuğun hayali değildir.

Dürüst olmak gerekirse, tenisle Polonya kesinlikle el ele yürüyen şeyler değiller. Baktığımızda oyuncu olarak ya da tenis olarak çok güçlü bir geçmişe sahip değiliz;
bu sebeple çocuklar oynamak için atılım yapmıyorlar. Ancak benim babam tenis oynayarak büyüdü ve bir koç olmuştu ve kızlarının da bu sporla ilgileneceğinin kararını vermişti.

Ve o zamandan beş yaşıma kadar, raket ellerimdeydi ve babam benim koçumdu.

Tabii, Polonya’da antrenman yapmakla Florida’da tenis oynamak arasında fark var.
Her şeyden önce, Polonya’da mevsim çoğunlukla kış. Bu, raketin dışında çantanızda bir çift eldiven, bir atkı ve bir şapka bulundurmanız demektir. Bunlar bizim tenis oynamak için sıradan gereksinimlerimizdi. İstisnalar olmadan.

Kız kardeşim ve ben daha güneş doğmadan, erken saatlerde, okula gitmeden birkaç saatliğine kortta olurduk. Ve bu durumda eldivenler işe yarıyordu çünkü dışarıya oynamak için çıktığımızda hava 30 dereceden fazla olmazdı. Tesisin içi de iyi değildi, belki birkaç derece sıcak. Ancak babam bizim başarılı birer tenisçi olacağımızı biliyordu.

7-agnieszka-radwanska

Benim için sabahları erkenden uyanmak zordu fakat kardeşim Urszula daima çantası ve
ve giysileriyle hazır olurdu. Okuldan çıkınca, babamın arabasında atıştırmalıklarımızı yerken ödevlerimizi yapardık. Birçok arkadaşım onlarla neden takılmadığımı birçok defa sorarlardı bana. Zordu. Yıl sonu baloları, doğum günleri gibi birçok etkinliği kaçırırdım. Arkadaşlarım da beni anlamıyorlardı ve ilk zamanlarda ben de anlamıyordum. Yani, Polonya’da tenisle ilgilenen çok fazla tenis yıldızı yok ki diyordum yani bu sıkı çalışmanın bizi nereye getireceğini kestirmek zordu.

Ancak babam bizdeki yeteneği gördü ve bunu bizim de görmemiz için çabalıyordu. Ve sonunda, tenis her şeyim oldu. Her hafta sonu, babam ve kız kardeşimle Martina Hingis, Steffi Graf, Andre Agassi ve Pete Sampras’ın maçlarını izlemeye giderdik. Onların tıkabasa dolmuş stadyumların önünde Wimbledon, U.S Open ya da Roland Garros kupalarını tuttuklarını gördüğümde düşündüm, ben de birgün TV’de öyle olmak istiyorum.

Babam onların tarzlarını işaret ederdi.
“Topa doğru nasıl adımlıyor izle. ‘Backhand’ine bak.”

Ancak o sporcuların kortta neler yaptıkları bana çok ilham vermiyordu ancak insanların stadyumları doldurup onları izlemesini tercihimdi. Hatırlıyorum TV’nin önünde oturuyordum ve tek izlediğimiz o kameranın karşında olan kalabalıktaki yüzlerdi. Tüm bu insanlar sadece tenis izlemek için mi oradaydı? Kendi ülkemde gerçekten kimsenin ilgi duymadığı bir spor için?

Özellikle turnuvalarda en küçük ve en zayıf oyuncu olarak büyüdüğümden bir gün o kortta nasıl oyunu bitirebileceğimi tahmin edemiyordum. İyi olabilmek için başka yollar bulmalıydım.

Ve bu kesinlikle servisimle olacak şey değildi.

Asla güçlü bir servisim olmadı, yani benim servisim oyunu, maçı ya da puanı bitiremezdi. Ne kadar üzerinde çalışırsan çalış, saatte 200 mil servis atabilirsiniz, ya da yapamazsınız. Ben yapamıyordum.

Bende olan taktiksel oyundu. 6 yaşımdayken bir turnuvaya katıldım. Diğer çocuklarla maçlarda eşleştiğiniz sıradan turnuvalardan değildi. Daha çok yetenek yarışmasıydı. Ve babamla korta çıktık. Topu attı ve ben bize söylendiği gibi filenin diğer tarafında topu atmamız gereken noktaya topu attım.

Ne kadar sert vurduğumun ya da ne kadar hızlı gittiğinin bir önemi yoktu, tek ihtiyacım o topu oyunda tutmaktı titiz ve akıllı vuruş tercihleriyle. Böylelikle, ilk kupamı kazandım.

Ve o saatten sonra, gücümle değil de onun yerine vuruş seçimleriyle oyun oynamayı öğrendim. Bu benim tarzım oldu.

Yıllarca antremanlarda, vuruş üstüne vuruş yaptım, planlar yaptım, stratejiler oluşturdum. Bu sebeple, maç için korta çıktığım zamanlarda düşünmeye ihtiyacım yok. Bu kendi kendine olan bir şey. İkinci doğa.

Ve 2005’te kendimi Wimbledon merkez kortta Juniors Singles şampiyonluğu için oynarken buldum. Oradaydım, küçük bir kızken izlediğim kortta. İki sette kazandım ve kupa harikaydı, o maç gerçekten bana ileride profesyonel olabilmek için inanç verdi.

WTA turnesine ilk katıldığım zamanlardan beri, insanlar bana “Ninja” ya da “Profesör” diyor ve en iyi iltifat bu. Çünkü ben o vuruşları yaparken insanların “Acaba nasıl yapıyor” demelerini istiyorum. Dürüst olmam gerekirse zor, bu soruyu cevaplayabileceğimi bile sanmıyorum. Bazen kendimi izliyorum ve aynı şeyi söylüyorum.

Ancak o ilk turnuvaya gittiğimde ne kadar hızlı, ne kadar sert olduğunun önemi yoktu, sadece topu atmak istediğim noktaya atmak istiyordum. Vuruş seçimlerim konusunda da ne kadar çalıştığımın önemi yok – bir forearm, bir slice, bir lob, bir drop-shot her ne ise- her sayı, her vuruş bir öncekinden farklı olmalı, tenisi güzel yapan budur benim için. Ve bunun sadece sizin kortta neler yaptığınızla da ilgisi yok. Hava koşulları, kort zemini, o gün kullanılan toplar bile oyununuzda bir faktör.

15 yıldır karşı karşıya geldiklerim, yani karşımdaki Wozniacki ya da Kerber olsa bile her vuruş farklıdır. Tabii, o kadar yıldan sonra, onların oyun tarzını anlayabiliyorsunuz ancak hala her maç, her set, her oyun bir vuruşla sizin oluyor. Bu benim gibi olan, benim gibi güçle oynamayan diğer kadın tenisçiler karşısında, zekama güveniyorum. Sezgilerime güveniyorum, benim oyunum titizlik ve vuruş seçimleri üzerine.

Ben bu şekilde ilk turnuvamı ve ilk kupamı kazandım.

Gerçekten, vuruş seçimini güçlü yapan, seçeneklerinin içinde çok fazla vuruş olmamasıdır. O an bir şekilde geldiğinde hazır olmalısın ya da yapacağını ummalısın, büyük bir turnuvada finale kalacağın gibi.

2012 Wimbledon finalinde Serena Williams’a karşı çim korta yürüdüğümde, bu gerçek dışıydı. Büyürken Serena’yı izliyordum ve daha önce onunla oynamıştım ancak sonunda finaldeydim ve kortun diğer tarafında o vardı. İnanılır gibi değil.

Benim için asıl önemli olan kortun diğer tarafındaki rakibim değildi; Polonya’nın o dondurucu soğuğundan ne kadar uzaklardan buraya gelmiş olmak. Benim ülkemde daha önce büyük bir finale çıkan bir sporcu olmadı -erkek ya da kadın-.

Ben küçük bir kızken hayal ettiğimi sonunda yaşadım. Yukarıya baktım ve o kalabalıktaki yüzleri gördüm. O bütün tenis izleyen insanları. Beni izleyen, Polonya’dan bir tenis oynayan bir kızı.

Tabii, sonuç istediğim gibi olmadı..

serena-williams-radwanska

Bazı oyuncular, duvar gibi mental güçle vuruş yaparlar, bilirsiniz. Bazıları bağırırlar ya da raket kırarlar ya da kendileriyle yüksek sesle konuşurlar. Benim için, kalabildiğim kadar sakin kalmaktır. Bir vuruşu kaçırdığımda kızmanın bir anlamı yok, sakinliğimi korumalıyım. Aylar boyunca turnedeyseniz, elinizden geldiğince sakin olmayı denemeniz ve rahatlayacak bir zaman bulmanız gerek.

Kortta ya da değil, kafanız almayabilir.

Her vuruş için, her maç, her oyun veya her set için plan yapıyorum, hayal edebiliyor musunuz? Bu imkansız olurdu. Bir sonraki vuruşumu düşünmek için zamanım yok ki.. Kesinlikle endişelenmek ya da kaçırdığım, geride bıraktığım bir vuruşu da düşünmek için zamanım yok.

Küçük bir kızken, ilk 10 oyuncularından biri olacağımı düşünmezdim. Şimdi bile yani dürüst olmam gerekirse, korta çıktığımda hala ilk bunun için savaşıyor gibi hissediyorum. Her maç, her sayı, her vuruşta savaşıyorum. Londra’da, Paris’te, Melbourne’da ya da Flushing Medows’da yani nerede olduğumun bir önemi yok, yine vuruşumu yapıyorum. Küçük bir kızken Polonya’daki kortlarda, eldivenlerim, şapkam ve dev kabanım üzerimdeyken yaptığım aynı vuruşları yapıyorum.

Polonya’ya geri döndüğümde kortlarda antrenman yapan birçok çocuk görüyorum. Mutlu oluyorum ve gurur duyuyorum bu sporun ülkemde gelişmesine bir katkıda bulunduğum, dünya çapındaki turnuvalarda ve U.S Open ya da Wimbledon’da oynamanın olabilecek bir şey olduğu gösteren bir sporcu olduğum için.

Umarım, benim ülkemdeki çocuklar da hayal ettikleri gibi bir tenis yıldızı olabilirler.

Agnieszka RADWANSKA

Kaynak: The Players Tribune

Çeviri: Ersan Gündoğan

Ayrıca Bakın

En İyi 5 Tenis Video Oyunu

Tüm oyun severlerin bilmesi gereken “En İyi 5 Tenis Video Oyunu”nu sizler için derledik..

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Sizin!

avatar
wpDiscuz